| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

NEHİR

Yazılar arşiv 05.2008 Other entries in 2008-05 resimler , videolar
 

Bir dost Tavsiyesi))

Bu zamana kadar bana zincir e-posta gonderen
> tum dost ve arkadaşlarıma teşekkürü bir borç bilirim;
>
> Sayelerinde tuvalet temizlemekte kullanıldıgını
> ögrendigim kolayı içemez oldum.
>
> Aids virusu taşıyan igneler kıçıma batar korkusuyla
> sinemaya gidemez oldum.
>
> Telefon hattımı kullanip bana borç takarlar korkusuyla
> telefonlara da cevap vermiyorum.
>
> Içinden fare ya da fare zehiri çıkar diye
> hiçbir kutu icecegi içmiyorum.
>
> Cok sevdigim içkime ilaç koyup beni uyuturlar,
> organlarımı calarlar ve buz dolu bir kuvetin icinde uyanırım diye
> bana yaklaşanları da tersliyorum.
>
> Neyim var neyim yoksa satıp, hastanede yatan ve büyük ihtimalle
> ölmek üzere olan çocuklara yatırmayı düşünüyorum.
>
> Mail listesine katılırsam alacagım söylenen para, bilgisayar,
> cep telefonu ya da gezileri beklemekten de evden dışarı çıkamaz oldum.
>
> Tuz Gölu'ne Konya'nın katkılarından dolayi yemeklerim tuzsuz tatsız.
>
> MSN paralı olacak;Adam yeşerecek mi,sararacak mı
> beklemekten de gına geldi.
>
> Excel hala ne zaman emekli olacagimızı da bildirmedi.
>
> Bir maili forward etmedim,başıma ne belalar gelecek diye
> korkuyla beklemekten ruh sagligimi da kaybettim.
>
> Multipl skleroz olunuyormus diye diyet ürünleri
> düsmanıma bile tavsiye etmiyorum.
>
> Yerli mali kullanacagım derken marketlerde barkodu 869 ile
> baslayan ürünleri aramaktan da gözlerimin biraz daha bozuldugunu f
> arkettim.
>
> Sevgili dost ve arkadaslarımdan gelen;
> 'lütfen okuyunuz' , 'çok onemli' aman viruse dikkat,
> bilmemkim para dagıtıyor, en az beş kişiye yolla' ,
> 'inanmadım ama dogruymus', 'kişiligini test et' , 'tıkla para yolla,
> tıkla yardim et' , 'bilmemkim seni gözetliyor',
> 'bilmemkime mail at,haddini bildir' , 'onu yeme bunu ye'
> şeklinde baslayan kerameti kendinden menkul,
> nev'i şahsına munhasır bu mailler sayesinde hep beraber
> 'kafayi çizme'ye ne kadar yakın oldugumuzu da musahade etmiş oldum.
>
> SIMDI: Eger bu maili 60 saniye icinde 1200 kisiye gondermezsen;
> Bilesin ki bir kus sabah aksam kafana s...cak ve hayati sana dar edecektir.

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

Etiketler :bir dost tavsiyesi
emili
31 Mayıs 2008
21:40
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Abdurrahim KARAKOÇ Şiirleri

SEVDAM VE BEN

Ey SEVDAM! Nerede kucaklaştık seninle,

Ne zaman dolduk, ne zaman taştık seninle?

Beklediğimiz sabahları görmeden

Bak.. Bak işte mezara yaklaştık seninle.

ŞİKAYET

Yıldırımlar sağdım umut bahçeme

Hasretimi yangınlarla süsledim

Depremleri dost eyledim geceme

Yüreğimde fırtınalar besledim..

Bekledim ki sen gelesin yanıma

Gelmiyorsun yetti gayri canıma.

Kokuştu, acıdı, gazlaştı sular

Bozuldu, değişti, yozlaştı sular

Kurudu, savruldu, tozlaştı sular

Pınarları gözyaşımla ısladım..

Bekledim ki sen gelesin yardıma

Gelmiyorsun, ortağım yok derdime.

Boş dergâhta tek dervişim, gerçek bu

Yalnızlığa boş vermişim gerçek bu

Sabır, sebat benim işim, gerçek bu

Silahımı kalemime yasladım

Bekledim ki sen gelesin muradım

Gelme gayri, kapıları kapadım..

YETER Kİ GEL

Üzülme her hafta gelemem diye

Haftada olmazsa ayda gel canım.

Üç yüz altmış beş'i böl on iki'ye

Sırala otuz'u say da gel canım.

Bekletme geciken müddet ziyandır

Güzele kin,öfke,hiddet ziyandır

Varsa gurur,kibir,şiddet ziyandır

Onları orada koy da gel canım.

Kitap 'aşk masal' der,yıkar bırakmaz

Akıl 'tedbir al'der çöker, bırakmaz

Korku 'gitme kal'der çeker, bırakmaz

Sen gönül sözüne uy da gel canım.

Yazı,güzü,kışı bahar zamanı

Yaşadın bilirsin ki her zamanı

Dinle rüzgârları seher zamanı

Uzaktan sesimi duy da gel canım.

GİRDAPTA BİR CAN

Yad elden yanıma çağırdım seni

Gelmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

Rüyada, mektupta, albümde beni

Bulmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Umutlar hayaldir, acılar gerçek

Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek

Ya bir kuru selâm, ya bir top çicek

Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Otuz yıl ağladın hep yana yana

'Yeter, yazık' diyen olmadı sana

Vefasız dostluğa, kalleş zamana

Gülmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

'Çalış' derler, ayak bağlı, el bağlı

'Konuş' derler, dudak bağlı, dil bağlı

'Kalk git' derler, kapı bağlı, yol bağlı

Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Aydınlık ararsın her gün, her yerde

Çekerler önüne yedi kat perde

Zulüm kimden gelir, adalet nerde?

Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

Yıllar boyu uykuların bölündü

Uçacakken kanatların yolundu

Hayat hakkın vardı, elden alındı

Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

BU ÇAĞRI SANADIR 

Bir damla SU gönder bana

Eğer gönderebilirsen

Ana sütü gibi tertemiz olsun

Bir damlası Karadeniz

Bir damlası Akdeniz olsun

Bir avuç TOPRAK gönder bana

Edirne koksun, Ağrı koksun

Her zerresi burcu burcu

Türkiye koksun

Anadolu’dan çağrı koksun

Bir dilim EKMEK gönder bana

Yiyince lezzetini hissedeyim

Bereketini hissedeyim

Köy köy, tarla tarla

Memleketimi hissedeyim

Bir demet ÇİÇEK gönder bana

Renkleri;

Sarı, kırmızı, beyaz ve mavi olsun

Râyihâsı, estetiği

semâvi olsun

Bir tutam SEVDA gönder bana

Veysel Garani’nin, Yunus Emre’nin

Sevdasından olsun

Mevlâna’nın Mevlâ’sından olsun

Sevdâların hasından olsun

Bir RÜYA gönder bana

Yürürken, otururken

Güneşi, Ayı seyredeyim

Aradan kalksın tüm duvarlar

Mâverâyı seyredeyim

Bir damla ALIN TERİ gönder bana

Yazdığın ŞİİRLERİ gönder bana

Okumaya ihtiyacım var... 

Abdurrahim KARAKOÇ

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

 
 
 

Trabzon Kayseri Savaşı))))

Trabzon ile Kayseri arasınada bir kan davası yüzünden savaş çıkmış. Bir düzlükte iki şehrin erkekleri ellerinde bulabildikleri tüm silahlarla mevzilenmiş savaşıyorlar. Epey bir süre sonra kayserililerin canı sıkılmış ve trabzonluları vurmak için bir çözüm düşünmüşler. Bir kayserilinin aklına bir fikir gelmiş ve arkadaşlarına "Tüfekleri hazırlayın. Ortaya çıkanı vurun" demiş ve " Ula Temeeeel" diye bağırmış. Temeller ayağa kalkıncada kayserililer vurmuş."Ula idriiiis" diye bağırmış tüm idrisleri de vurmuşlar. "ula Dursuuuuuun " diye bağırmış tabi dursunları da vurmuşlar. Trabzonlular bakmış ki hepsi teker teker öldürülüyor. onlarda bir fikir düşünmeye başlamışlar. İçlerinden biri " ula uşaklar furmaya hazır olin da şimdi hepsünü ayağa kalduracağum." demiş ve "Uşaklar bir milyon lira puldum. Çimundur da" diye bağırınca bütün kayserililer "benimdir" diye ayağa kalkınca ... hepsi vurulmuş.

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

Etiketler :trabzon kayseri savaşı
emili
28 Mayıs 2008
18:52
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Dostluk!!!



Dostluk Sabah öperek uyandırmaktır...



Aynı dala tutunmaktır kimi zaman




aynı bisikleti sürmektir. Ayağınız yetişmese bile...




Dans etmektir kolkala...



küçük hediyeler almaktır...

ve Kimi zaman aynı kalbi paylaşmaktır..




Öpmektir onu doyasıya


Ve bunu söyleyebilmektir

'Dostlugun en büyük Armağan Bana'

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

Etiketler :dostluk!!!
emili
22 Mayıs 2008
20:27
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Güzel Sözler


"seni seviyorum" de ki!
içimde ukde kalmasın.
resimleri


Adını "KAHPE "koydum !!!
Bırak hep öyle kalsın...


öğrendikten
ve sevdikten sonra daha çok acı çekersin..!

_____________
ßaşkası Değil S€n LazımsıN ßana Yirmidört Saat ßeLki YaLnızca...
Tıpkı Küçük ßir KeLeßeğiNki Gibi ßir Gün @ma ßir öMüR AsLıNda..
Image hosted by Photobucket.com
www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

Etiketler :güzel sözler
emili
21 Mayıs 2008
21:28
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Yıldız Kenter Yakılmak İstiyor

 

Kenter neden yakılmak istiyor

 Ünlü Soprano Leyla Gencer'den sonra tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter de yakılmak isteğini söyledi. Kenter neden yakılmak istediğini şöyle anlattı.

 

İşte Türk tiyatrosunun duayenlerinden Yıldız Kenter'in odatv'ye yaptığı açıklama:

 “Ben yakılmak istediğimi söylüyorum. Bunun sebebi var zaten mecbur olacaklar ileride bunu yapmaya. Mezarlıklar adam almıyor artık. Geçen gün benim yengem öldü. Ölüsünü ağabeyimin yanına gömdüler, üstüne gömdüler yani. Fakat yol diye bir şey yok, yollara bile gömmüşler ve üstüne basıyorsun yüreğin titriyor.

Ölüye saygı nerede, çöplük gibi, bakımsız Karacaahmet’tin o bölümleri. Şey yaptırdık, adamlara para veriyoruz, temizlesinler bilmem ne diye, yok olmuyor, olmuyor ve oraya gittiğim zaman ben her zaman zor buluyorum yolu. Şey yok, saygılı yerler değil maalesef, yakışmıyor bize, bu kadar bakımsız, bu kadar çöplük gibi tinerci çocukların dolaştığı bakımsız, tehlikeli yerler çoğunlukla.

Belirli yerleri bazen bakımlı oluyor. Beni rahatsız eden Bugün gazetesinde çıkan bir yazı, bunu söyleyen kişiye söylenecek çok laf var ama galiba en hafifi bunların çok ayıp ediyorlar, ayıp. Kültürü alıyor, buna günah diyen insanlar, eskiden ışığa günah diyorlardı kullandılar, camileri hep elektrik donattılar değil mi? Kandillerle aydınlanmıyor.

Bisiklete günah diyorlardı alıştılar, araba Gavur icadıydı alıştılar hepsine. Sen Batıya bu kadar yönelmek için bu kadar çırpınıyorken batının getirdiği bu âdeti de yaşayanlara yer açılması amacı ile adapte etmemiz lazım. Zaten ileride mecbur olacaklar. Olmamalarına imkân yok. Bakın Turgutreis’te şuanda meydan olan yer eskiden mezarlıkmış. Turgutreis meydanı yaptılar, döşediler, park yaptılar. Değişecek bunların hepsi.

Şu dünyada öldükten sonra yer işgal etmek istemiyorum. İnsanların mezar bakımsız, mezarın üstüne insanlar çıkmış, mezar üstünde köpekler pislemiş doğal olarak. Mezarın üstüne onun sevdiği meyve ağacını dikmiştim çıkmışlar, taşı oymuşlar, taşı devirmişler. Su kesilir sulayamazsınız, çiçekler kurur.

Turgutreis’teki mezarlıkta Şükran için çektiğim sıkıntıyı anlatamam. Bir defa her zaman bakamıyorum. Yazları gidip geldikçe bakabiliyorum onun dışında belediyenin böyle bir hizmeti yok Türkiye’de. Yani orada eşi, dostu, akrabası olanlardan bir şey alabilirler. Her şeyden vergi alıyorlar. Bundan da alıyorlar aslında ama, çok bakımsız. Turgutreis’teki mezarlık Karacaahmet’tekine kıyasla çok daha iyi, ferah bir yer.

Ama Karacaahmet yatacak yer değil. Ben hiç kimseyi sıkıntıda bırakmak istemiyorum. Ben çünkü gidiyorum Şükran’ın mezarındaki çiçekleri ölmüş görüyorum onları da. Halbuki Şükran o çiçeklerle yaşıyor benim için, çiçeği çok sevdi için. Su kesiliyor, su yok.

Biz de yalnız köpekleri yakıyorlar, köpeklerin yakıldığı yerde yapılabilir. Biraz külüm karışırsa önemli değil.”

Bunula ilgili haber ve yorumlar aşağıdaki linkte sunulmuştur.

TIKLAYIN

http://www.ondokuzforum.net/showthread.php?t=27958

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

 
 
 

Gül Bakışlım

Gül Bakışlım
Gül teninden oyalanıp süzül de gel 
Gül bakışlım gözyaşlarım silip de gel 
Yaram sızlar yalnızlığım bilip de gel 
Gül bakışlım gel  
Ay büyüdü geceleri seni bekledim 
Akgerdanda gül kokulu tenin özledim 
Çare bilmez dertlerimle yolun gözledim 
Gül kokuşlum gel  
Aya sordum gözlerini kaçırdı benden 
Gül bakışlım güller aldım ektim yeniden 
Beni bıraktın gül bakışlım senin idim ben 
Gül bakışlım gel 

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

Etiketler :gül bakışlım
emili
18 Mayıs 2008
19:27
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Ben Bir Eylül Sen Bir Haziran - Ümit Yaşar Oğuzcan



Ben Bir Eylül Sen Bir Haziran

Bir eylüldü başlayan içimde
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
Çimenler sararmıştı
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin


Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara
Deli deli esiyordu rüzgâr
Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa


Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar
Neydi o bir zamanlar
Sevmişliğim, sevilmişliğim
O heyheyler, o delişmenlikler neydi


Ne bu kadere boyun eğmişliğim
Ne bu acıdan korlaşan yürek
Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne


Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım
Beni kötü yakaladın haziran
Gamlı, yıkık eylül sonuma
Bir ilk yaz tazeliği getirdin


Masmavi göğünle
Cana can katan güneşinle
Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
Çiçekler açtı dokunduğun..


Çimler büyüdü yürüdüğün
Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde
Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
Oldurduğun yemişlerin ağırlığından


Dallarım yere değiyor
Güneşi batmadan saçlarının
Bir dolunay doğuyor bakışlarından
Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma


Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan
Ölebilirim artık
Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse


Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
Baksana; parmak uçlarım ateş
Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan


Benimle meydan oku her çaresizliğe
Benimle uyu, benimle uyan
Birlikte varalım onuncu aylara
Ben bir eylül, Sen haziran...



Ümit Yaşar Oğuzcan

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

 
 
 

Alışkanlık

Alışkanlık..

Gitgide alışıyorum sana....
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
Alışkanlıklar daima korkutur beni...
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
Fakat şimdi sana alışıyorum...
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
Yalnız içimde garip bir korku var.
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum...
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...


Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!


İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.


Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan...


Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

 

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

 

Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...


Ümit Yaşar OĞUZCAN

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

Etiketler :alışkanlık
emili
17 Mayıs 2008
06:49
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Hazır Cevaplar

NEDEN SÖYLEYESİN Kİ? Sokrates bilgiyi saklaması sebebiyle saygıdeğer bir ün yapmıştı. Bir gün büyük filozof bir tanıdığına rastladı ve adam ona dedi ki, "arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?" bir dakika bekle diye cevap verdi Sokrates. -Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor. Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir fikir olabilir. Üçlü filtre testi dememin sebebini birazdan anlayacaksın. Şimdi birinci filtre:"Gerçek filtresi".  -Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?  -"Hayır" dedi adam. "Aslında bunu sadece duydum" -"Tamam" dedi Sokrates. "Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. İkinci filtreyi deneyelim. "İyilik filtresi". Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi? -"Hayır, tam tersi". -"Öyleyse" diye devam etti Sokrates. "Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. "İşe yararlılık filtresi". Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?" -"Hayır pek değil?" 

-"İyi" diye tamamladı Sokrates. "Eğer bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar değilse neden bana söyleyesin ki?

 

ASLAN, KOYUN, KURT VE TİLKİ
Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar.
Evet! ? Diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar.
Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar.
Hayır! ? Diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz.
Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur;
- Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor! ?


AYNI DİNİ PAYLAŞMAK
Eski ağır siklet boks şampiyonu MuhammedAli, 11 Eylül günü yerle bir olan Dünya Ticaret Merkezi´ni olaydan bir ay kadar sonra ziyarete gittiğinde, gazeteciler kendisine; "şüpheliler ile aynı İslâm inancını paylaşmasından dolayı neler hissettiğini" sorarlar. Muhammed Ali nazikçe cevap verir:
-Peki siz Hitler´le aynı dini paylaşmaktan dolayı ne
hissediyorsunuz?


BENİM ZEKAM DURUYOR
Adam oğlunun okuldaki başarısıyla, sürekli övünürdü. Çocuğunun karnesini okurken gururla karısına: "Hiç şüphe yok, bu çocuk benim zekamı almış" dedi. Karısı şöyle cevap verdi:
- Orası doğru, çünkü benim zekam yerinde duruyor!


BİR ÖKÜZ UĞRUNA
Oğlunun okuması için çiftliğindeki bütün inekleri satan bir köylü, onun birşey öğrenemediğini görünce:
- Ne bahtsız adammışım, diye söylenmiş. Bir öküz uğruna ne inekler feda ettim.


BİRBİRİNE BAĞLI
Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför:
-Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı.
Hâkim cevap vermiş:
-Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı.

BOMBOŞ
Adamın biri yakışıklı ve iyi giyinen bir gençle tanıştığında, onun son derece ahmakça sözler söylediğini görmüş ve kendisine, onun hakkındaki fikirleri soranlara şu cevabı vermiş:
- Muhteşem bir ev. Fakat içinde kimse yok. Bomboş.


CENNETİN YOLU
Hristiyan din adamlarından biri, Ülkemize gelerek küçük bir çocuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kiliseye ulaştıklarında, papaz:
-Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de, sana cennetin yolunu göstereyim.
Çocuk, papazın niyetini sezerek:
- Siz, kilisenin yolunu dahi bilmiyorsunuz, diye cevap verir. Cennetin yolunu nasıl bileceksiniz ki?

 
ÇINAR AĞACI MAYDANOZUN NESİ OLUR?
Selim Gündüzalp, sosyoloji hocaları olan rahmetli Seyid Ahmet Arvasi ye:
- Hocam demiş, "insan maymunun gelişmiş şeklidir" diyorlar. Ne dersiniz?
Seyid Ahmed Arvasi şu cevabı vermiş:
- O mantığa göre, çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir.


DERİNLEMESİNE
Batıl din ve ideolojileri, neden derinlemesine incelemek gerekmiyor? Diye sorduklarında, Mehmet Salah şu cevabı vermişti:
- Bir yemeğin bozuk olduğunu anlamak için, tamamını yemek icap etmez.

 
DÜNYALAR KADAR
Babama sordum:
-Babacım beni ne kadar seviyorsun?
Babam cevap verdi;
-Oğlum, seni dünyalar kadar seviyorum.
—Peki dedim, babacığım dünyanın değeri ne kadardır?
-Beş para etmez oğlum.

 
ELMA RİCA EDEYİM
İnkârcı bir öğretmen, cebine şeker doldurduktan sonra, küçük öğrencilerine şöyle demiş: Eğer Allah varsa, isteyin bakalım size şeker verecek mi? Ama ben, var olduğum için, isterseniz size şeker verebilirim. Hem de derhal. Sınıfın en zeki çocuğu, öğretmenin niyetini anlayıp, şunları söylemiş kendisine: - Bana şeker dokunuyor öğretmenim. Onun yerine bir elma rica edeyim.

 
HAKEM
80´li yılların sonları, bir Beşiktaş-Boluspor maçı sırasında Hakem, Beşiktaş’ın net 2 golünü vermez, Boluspor´a havadan bir penaltı verir. Mac çığırından çıkmıştır. Beşiktaş´lılar neredeyse sahayı terk etmeyi düşünürler. Boluspor 2. golü de atar. Metin TEKIN santrayı yapmaz, bekler.
Hakem düdüğü bir daha çalar, ama Metin hala topa dokunmaz. Hakem, "Metin neden başlamıyorsun? , bak kart çıkartırım!" der.
Metin cevap verir: "Hocam sahanıza geçin de başlayalım."

 
HASTALANINCA
Komedyen Eddie Cortar´a,
--Hastalanınca ne yapmak gerekir?diye sorulduğunda:

--Mutlaka doktora gidin demiş. Zira doktorun yaşaması gerek. Verdiği ilacı da alın, çünkü eczanecinin de yaşaması gerek. Fakat ilaçları sakın içmeye kalkmayın, zira sizinde yaşamanız gerek..

 
HAYAT NE ZAMAN BAŞLAR?
- Hayat kırkından sonra başlar, diyen bir kişiye Said Turhan şu karşılığı vermiş:
- Eğer otuz beşinde ölmezsen!..
 


HOCA NASİHATİ
Prof. Dr. Süheyl Ünver, bir gün hocası Prof. Dr. Âkil Muhtar Özden’e:
“Biz sizin yarınız kadar olsak” demiş. Hocası kızmış ve şunu demiş:

“Süheyl! Sen benim yarım, senin taleben de senin yarın olursa, sonra ortada bir şey kalmaz. Sen beni geçmelisin...”


İLK AMELİYAT
Hasta kendisini ameliyat edecek doktora titirek sesle
-Doktor bey demiş biliyor musunuz bu benim ilk ameliyatım
Doktor:
-Farketmez diye cevap vermiş . Zaten benimde ilk ameliyatım bu olacak!


KANAAT
Bir talebe, hikmet sahibi bir zât ile sohbet ederken:
- Cennet te küçük bir yerim olsa bana yeter deyince, o zât şu cevabı verdi:
- Âhiret için ettiğin kanaati, keşke dünya için de etseydin.


KAZA ETMEK
Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder.
Şoför sinirlenerek:
- Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?
Adam, sakin sakin cevap verir:
- Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?

 
KULAK
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile´ye edepsizin biri: Üstad demiş, kulaklarınız bir insan için biraz büyük değil mi?
Galile: -Doğru demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler de bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?
 
MESLEK SIRRI
Yargıç, hırsıza şöyle sorar: "Söyle bakalım, soyduğun dükkana nasıl girdin?"
Hırsız, biraz düşündükten sonra soruyu şöyle yanıtlar: "Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa meslek sırrı vermeye mi geldik ." der.


MİKROP
Yahudi hakimlerinin yönettiği meşhur Yahudi mahkemelerinde ölüm cezasına çarptırılan bir Alman generaline son arzusu sorulduğunda şu cevabı vermiş:
- İdam edilmeden önce Yahudi olmak istiyorum. Böylece dünyadan bir mikrop daha eksilmiş olur.


NAMAZ
Vehbi Karakaş hocaya gençlerden biri:
- Hocam gündüz işteyim. O gün kılamadığım namazlarımı akşam eve dönünce kaza etsem olmaz mı? Diye sorunca:
- Sen askersin farzedelim. Komutan sana günde beş defa haber gönderse, sen gitmeyip de akşam komutanının huzuruna çıksan, üst üste üç selam veya beş selam çaksan olur mu? Der.


NASIL OLUYORSA
Show TV´deki Ateş Hattı programında Reha MUHTAR, Prens Charles’ın Müslüman olduğu yönündeki söylentileri eleştirmektedir. Konuyu Diyanet İşleri Başkanı ile tartışmaktadır:
- Efenim Prens Charles’ın Müslüman olduğunu söylüyorlar, peki ama öyle bir adamdan Müslüman olur mu?
- Olur tabi neden olmasın?
- Ama efenim nasıl olur?
- Reha bey siz Müslüman misiniz?
- Tabi müslümanim efendim.
- Siz namaz kılıyor musunuz?
- Hayır.
- Oruç tutuyor musunuz?
- Hayır.
- İçki içiyor musunuz?
- Evet.
- Ee sizden nasıl Müslüman oluyorsa, ondan da en az sizin kadar Müslüman olur.


NE ZAMAN?
Amerikalı iş adamı, Çinliyle alay ederek sormuş.
- Mezarlarınıza koyduğunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek?
Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:
- Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.


NEDEN İMTİHAN EDİYORSUNUZ?
Öğretmen, öğrencilerin aklını karıştırmak için: - Çocuklar, demiş. Allah hepimizin cennete gitmesini istediği halde, neden bizi dünyaya göndermiş? Çocuklardan biri, soruya karşılık vermiş: - Öğretmenim, demiş. Şüphesiz ki siz bizim sınıf geçmemizi istiyorsunuz. O halde neden hepimize birer 10 vermeyip imtihan ediyorsunuz?..


NEREYE GÖTÜRÜYOR?
İzmirli Musa Amca anlatıyor:
Bizim orada bir köylü, yeni doğan bir sıpayı kucağına almış evine dönerken, iki lise öğrencisi kendisine takılır ve.
- Hayrola amca, derler. Oğlunu nereye götürüyorsun böyle?
Adam, kendine yapılan bu terbiyesizliğe aldırmamış görünerek cevap verir:
- Gittiğiniz okula kaydını yaptıracağım.


NİTELİK NİCELİKTEN ÖNEMLİDİR
Dişi Aslan
Hayvanlar bir gün kim daha çok çocuk doğurabilir diye çekişmeye başlarlar. Hep birlikte dişi aslana gidip danışırlar.
- "Sen kaç çocuk doğurabiliyorsun?" diye sorarlar aslana.
- "Bir." diye yanıtlar dişli aslan. "Fakat ben aslan doğururum."


OLMADIĞI YERİ GÖSTERİN
Materyalist öğretmen, öğrencisine:
- Söyle bakalım, demiş. Allah nerede? Eğer bilirsen portakal vereceğim.
Öğrencinin cevabı şu olmuş:
- Siz bana O nun olmadığı yeri gösterin, ben size bahçe dolusu portakal vereyim.


PEYGAMBER
Muhabir: Müslüm bey, Hakan Taşıyan için arabeskin yeni peygamberi diyorlar. Ne diyorsunuz?
Müslüm GURSES: Ben öyle bir peygamber gönderdiğimi hatırlamıyorum.


TECRÜBE
İdam edilmek üzere olan bir mahkuma:
- Diyeceğin bir şey var mı? Diye sorduklarında
- Tecrübe kazandım, cevabını vermiş. Bu bana bir ders oldu.


ZAMAN NEDİR?
Bir toplantı sırasında, o yörenin en bilge kişisine " Zaman nedir?" diye sorduklarında, ondan şu cevabı alırlar:
- Şimdi zamanı anlatacak kadar zamanım yok.

www.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.wswww.bigoo.ws
Glittery texts by bigoo.ws

Etiketler :hazır cevaplar
emili
14 Mayıs 2008
05:59
Yorumlar :0
0 fav